Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB); Hazine’ye ait olan ve aralarında hastanelerin de olduğu 27 ildeki 55 taşınmazın özelleştirilmesine ilişkin 16 Mart 2026 tarihli cumhurbaşkanı kararına karşı 14 Nisan 2026 günü dava açtı.
Dava dilekçesinde ilk olarak Anayasa’nın 47. maddesi uyarınca özelleştirmeye ilişkin usul ve esasların kanun ile düzenlenmesinin zorunlu olduğu, dolayısıyla kararın cumhurbaşkanı tarafından alınabilmesinin yetki ve şekil unsuru bakımından hukuka uyarlılık taşımadığı belirtildi.
Özelleştirme kararının Cumhuriyet’in temel ilkelerine, sosyal devlet ilkesine, yaşama ile maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına ve kamu yararına aykırılık teşkil ettiği de ifade edilen dilekçede; “Kent merkezlerinde yer alan, kamusal bir sağlık hizmetinin sunumu için halkın kolayca ulaşabildiği mevcut sağlık tesisleri ve arazilerin, finansman yaratmak amacıyla özelleştirilme konusu edilmesinde hukuka ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır. Devlet hazinesine finansman sağlanmak isteniyor ise bu mevcut sağlık tesisi ve tesis alanlarının üstelik satış, kira vb. amaç dışı yöntemleri de içerecek biçimde özelleştirilmesi suretiyle değil; kamusal ve etkili bir planlama suretiyle olmalıdır. Kamunun sağlık hakkına hizmet etmesi gereken alanların finansman kaynağı olarak görülmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı açıktır” denildi ve yargı içtihatlarında da sağlık hizmetlerinin ayrıcalıklı konumunun açıkça kabul edildiği hatırlatıldı.
Dilekçede özelleştirmeye konu alanların bir kısmının Hazine’ye devrinin yalnızca hastane, verem savaş merkezi vb. kurulmasına yönelik amaçlara özgülendiğine, bir kısmının yalnızca sağlık tesisi kurulması karşılığında şartlı olarak Hazine’ye vakfedildiğine dikkat çekilen dilekçede; yine özelleştirmeye konu olan ve şehir hastaneleri gerekçe gösterilerek atıl bırakılan hastaneler için yenilenmesi veya başkaca sağlık kuruluşları yapılabilmesi amacıyla hareket edilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Tüm bu sebepler ile resen gözetilecek nedenlerle işlemin iptali istenen dilekçede, kararın uygulanması halinde telafisi olanaksız zararların doğacağından hareketle gecikmeksizin yürütmenin durdurulması talebi de iletildi.
Dava dilekçesinin tamamı için tıklayınız.
![]()

