23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; gerek halkın egemenliği saraydan alma ve demokrasi kültürünü bu topraklarda filizlendirme mücadelesinin dönüm noktası, gerekse de bu mücadelenin önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya çocuklarına adadığı bir bayram olması itibariyle büyük bir tarihsel önem taşımaktadır.
Ne var ki bugün ülkemizin, 106 yıl öncesinin gösterdiği hedeflerden oldukça saptığını ve hatta aksi yönde ilerliyor olduğunu üzülerek görüyoruz. Demokrasiye ilişkin her biri mücadeleler sonucu elde edilmiş kazanımlar adım adım yok edilirken, çocuklar ise neoliberal politikalar ile açık hedef haline dönüştürülmüştür.
Neoliberal politikaların temel hakları piyasalaştırması sonucu çocukların insanca yaşam, eğitim, sağlık, beslenme, barınma, güvenceli gelecek gibi en temel haklarına erişimi ortadan kaldırılmakta, derinleşen yoksulluk en çok çocukları etkilemektedir. Deprem bölgesinde yürüttüğümüz malnütrisyon çalışmaları da, bileşeni olduğumuz Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun açıklamaları da çocukların sağlıklı yaşam haklarının ellerinden alındığını açıkça göstermektedir.
Yine neoliberal politikalara bağlı olarak işçileştirme sürecinin hızlandırılması, işgücünün ucuzlatılması, güvencesizleştirmenin yaygınlaştırılması ile çocuklar da emek rejimindeki vahşi çalışma koşullarına sürüklenmekte, sermayenin çıkarları için dönen çarkların arasında yok edilmektedir. Bileşeni olduğumuz İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin İş Cinayetleri Raporları’na göre; son bir yılda en az 79, 2013’ten bu yana en az 864 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiş, binlercesi iş kazalarında yaralanmıştır.
Siyasi iktidarın ve sermaye örgütlerinin “eğitim kurumu” kılıfı giydirmeye çalıştığı mesleki eğitim merkezleri (MESEM); çocuk emeği sömürüsünün, çocuklar üzerinden aileleri de kuşatan yoksulluk kapanının, çocukları örgün eğitimden koparmanın ve ağır sömürü koşulları altında itaat kültürünün başlıca aracına dönüşmüştür. Çocuklar yasaklı işkolları da dahil olmak üzere denetimsiz, güvensiz, güvencesiz çalışmaya zorlanmaktadır. MESEM’lerde çocukların günde ortalama 10-12 saat çalışması, istismar ve şiddet haberlerine her geçen gün yenilerinin eklenmesi, bugüne dek en az 17 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi vahşetin boyutunu gözler önüne sermektedir.
“Eğitim kurumu” demişken; son olarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan ölümlü saldırılar, sağlık alanında uzun yıllardır mücadele ettiğimiz şiddet olgusunun eğitim kurumlarına kadar yayıldığını göstermektedir. Şiddet bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmadan, politik-ekonomik-sosyal koşullar gözetilmeden, yalnızca bireye odaklanan ve güvenlikçi politikalar ile çözüm aramanın sonuç vermeyeceği sağlık alanında acı tecrübelerimiz ile sabittir.
Çocuk hakları başta olmak üzere temel insan haklarının yok sayıldığı; Anayasa’nın çiğnenmesinin rutin, yargı mekanizmasının araç haline dönüştürüldüğü; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, demokrasinin, barışın olmadığı bir ülkenin çocuklara güvenli bir gelecek vadetmesi mümkün değildir!
Türkiye’nin içine sürüklendiği bu karanlık tablo karşısında umutsuz ve çaresiz değiliz!
Çünkü çocuklar eşit, özgür, adil, demokratik bir dünyada ve ülkede barış içinde, sağlıklı, güvenli yaşayabilme umudumuzun ve mücadelemizin başlıca sebebidir!
Çünkü çocuklar 23 Nisan’ı bayram olarak kutlama inadımızın en büyük kaynağıdır!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
![]()

