TTB AHEK: Fon Vurgunundaki Para Aile Hekimliği Bütçesinin %56’sı! Hırsıza Değil, Sağlığa Bütçe

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK), 10 Ekim 2026 günü Ankara Tabip Odası’nda basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip, Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ayşegül Ateş Tarla, Dr. Naki Bulut, Dr. Mehmet Şerif Demir ve Dr. Ali Kanatlı da katıldı.

Basın açıklaması TTB AHEK Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Sibel Uyan okudu. Sağlık Bakanlığı’nın dayatmacı sözleşmelerine ve tedavi edici sağlık politikalarına tepki gösteren Uyan, Türkiye’de hekime başvuru oranlarının OECD ortalamasının iki katını aştığını belirtti. Uyan, bütçeden koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan %27,54’lük payın yetersizliğine ve “Fon skandalı”nda çekilen 227 milyar TL’nin birinci basamak sağlık bütçesinin %56’sına denk gelmesine dikkat çekti. Söz verilen 1.000 yeni aile sağlığı merkezi (ASM) projesinin akıbetini, depreme dayanıksız binaları, HPV aşısının kapsama alınmayışını ve düşen aşı kapsayıcılığını soran Uyan, mevcut sistemin koruyucu hekimlikten ve nitelikli hizmetten tamamen uzaklaştığını ifade etti.

Derinleşen ekonomik kriz ortamında enflasyon ve yoksulluk sınırının ulaştığı seviyelere değinen Uyan, sağlık emekçilerinin yoksulluk sınırının altında çalıştırıldığını vurguladı. Aile hekimlerine uygulanan %35’lik vergi kesintisini, 16 farklı performans kriterini, ilaç yazımını zorlaştıran denetim sistemlerini ve şiddete zemin hazırlayan koşulları eleştiren Uyan, iktidarın sağlık yönetiminin iflas ettiğini savundu.

Eşit, parasız, nitelikli ve kamu eliyle sağlanan güvenli ASM binalarında hizmet vermek istediklerini belirten Uyan, tek kalemden oluşan ve yoksulluk sınırının en az iki katı tutarında bir ücret, vergide adalet ve güvenceli çalışma şartları talebiyle mücadelelerini sürdürecekleri dile getirdi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Fon Vurgunundaki Para Aile Hekimliği Bütçesinin %56’sı! Hırsıza Değil, Sağlığa Bütçe!

Aile hekimleri olarak iki yılda bir yinelenen sözleşmelerimizdeki taleplerimizi belirlemek için Ankara’dayız. Sağlık Bakanlığı’nın tek tarafı olduğu, tüm koşullarını belirleyip aile hekimlerine dayattığı göstermelik sözleşmeye karşı görüşlerimizi, taleplerimizi paylaşmak ve bunun için yürüteceğimiz mücadele yollarını yinelemek için buradayız.

Sağlık Bakanlığı 2025 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre; 2025 yılında hekimlere yapılan 1 milyar 138 milyon başvurunun %41,3’ü birinci basamak, %58,7’si ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti veren kurumlara olmuş. Yani bir kişi yılda ortalama 5,4 kez birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlara, 7,8 kez hastanelere olmak üzere toplamda 13,2 kez hekime başvuru yapmış. Her yıl giderek artan bu oran, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerin (yıllık ortalama 6,5 başvuru) iki katından fazla gerçekleşmiş. Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu 2026 yılı bütçe konuşmalarında, 2025 yılının ilk on ayında yaklaşık 16 milyon MR ve 17 milyon BT çekimi yapıldığını da övünerek açıklamıştı.

Sağlık Bakanlığı koruyucu hekimlikten ve nitelikli sağlık hizmetinden uzaklaşan tedavi edici sağlık politikalarını neden tercih ediyor? Bu tercihten kimler zarar görüyor, kimler kazanç sağlıyor? Ne kadar işe yarıyor? Bir insan neden defalarca hastanelere gitmek zorunda kalıyor?

Bakan Memişoğlu her açıklamasında koruyucu sağlık hizmetlerine verdiği önemden ve aile hekimliğine yaptığı katkılardan bahsederek pozitif bir algı yaratmaya çalışsa da; bu sistemde çalışan bizler, bu açıklamaların gerçekte karşılığı olmadığını yaşayarak biliyoruz.

Sağlık hizmetlerinin yaklaşık %40’ının birinci basamakta ve ağırlıklı olarak aile sağlığı merkezlerinde (ASM) verildiği ilan edilmesine karşın, %7,8 gibi emsal ülkelere göre zaten düşük olan Sağlık Bakanlığı bütçesinden koruyucu sağlık hizmetlerine sadece %27,54’lük bir pay ayrıldığını biliyoruz (2026 Sağlık Bakanlığı Bütçe Tahminleri).

“Fon skandalı”nda 650 kişinin Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kararından hemen önce büyük kazançlar elde ederek çektiği toplam 227 milyar TL’nin, Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamak sağlık hizmetlerine ayırdığı bütçenin %56’sına denk düştüğünü bildirmek isteriz.

Peki öyleyse;

Bakan Memişoğlu’nun 2026 yılı bütçe görüşmelerinde açıkladığı bin adet ASM’ye ne oldu? Proje ve inşaat halindeki ASM’ler nerede?
Uygunsuz koşullarda, deprem güvenliğinden yoksun binalarda sağlık emekçileri hizmet vermeye, toplum hizmet almaya çalışırken; ASM’ler neden hâlâ yenilenmiyor?
Rahim içi kanserinin önlenmesinde etkili olan, 147 ülkenin uyguladığı HPV aşısı neden hâlâ genişletilmiş aşılama programına alınmıyor?
Aşı kapsayıcılığının giderek düştüğü Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerinde bile görülüyorken, aşı tereddüdünü gidermek için neden hâlâ harekete geçilmiyor?
Eylül ayı itibariyle yıllık enflasyon; Enflasyon Araştırma Grubu’na göre %46,6, Türkiye İstatistik Kurumu’na göre %29,7 oldu. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun Eylül 2026 araştırmasına göre; açlık sınırı 37.800,92 TL’ye, yoksulluk sınırı 123.130 TL’ye ulaştı.

Beslenme, barınma, ısınma, ulaşım başta olmak üzere temel, sosyal, ruhsal ihtiyaçlarını bile yeterli ve dengeli bir şekilde karşılayamayan milyonlarca insan derin bir yoksulluk yaşarken; sağlık emekçileri ise onlara yoksulluk sınırı altında hizmet vermek zorunda bırakılmaktadır.

Biz aile hekimlerine %35 vergi kesintisi uygulayan, 16 çeşit performans kriteri dayatan, hastaları müşteri yerine koyup memnuniyet kriterleri oluşturan, yapay zekâ destekli Risk Esaslı Denetim Sistemi ile sade hastaya bile ilaç yazmamızı zorlayan, uygunsuz istemleri karşılamadığımız ve keyfi hastane randevusu almadığımız gerekçesiyle şiddet görmemize adeta yol veren, ölümcül hastalıklara karşı tedavi görürken 180 gün mazeretli olduğumuzda sözleşme feshi gönderen bu iktidar ve onun sağlık yönetimi iflas etmiştir!
Toplumun sağlığının korunmasını ve geliştirilmesi önceleyen, eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hizmeti temel haktır. Topluma sadece sağlık hizmeti vermekle toplum sağlıklı olmaz, bunun için toplumun temel hak ve ihtiyaçlarının eksiksiz ve yeterli düzeyde karşılanması zorunludur. Kamu kaynakları toplumun bir kesimine değil tümüne, ihtiyacı kadar, yeterli düzeyde harcanmalıdır.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu mekânlar, binalar çok yetersizdir. Kamu eliyle yapılıp donatılan, depreme dayanıklı ASM binalarında sağlık hizmeti sunma ısrarımızı sürdürüyoruz.

Aile hekimleri olarak; her ay yoksulluk sınırının en az iki katı tek ücret, vergide adalet, performansa bağlı olmayan, güvenceli işte birinci basamak sağlık hizmeti vermek istiyoruz.
Bunun için mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Halkımızdan da destek bekliyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu

Loading

Paylaş