“Deprem Gerçeği, Bilimsel Yaklaşım ve Kamusal Sorumluluk” Sempozyumu Düzenlendi, TTB’nin Sunumlarında Güçlü Bir Sağlık Sistemi ve Demokratik Bir Afet Yönetimi Vurgusu Yapıldı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) düzenlediği “Deprem Gerçeği, Bilimsel Yaklaşım ve Kamusal Sorumluluk” başlıklı sempozyum, 15 Ağustos 2026 günü TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde yapıldı.

Açılış konuşmalarıyla başlayan sempozyumda ilk olarak il deprem raporları sunuldu. Sakarya, İzmit, Diyarbakır, Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, İstanbul ve İzmir’den gelen kurum temsilcileri ve uzmanlar; iktidarın rant politikalarını, kamu sağlığını öncelememesini ve afet politikalarında emek-meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerilerini dikkate almamasını eleştirdi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip ilk oturumda “Afet Dönemlerinde Sağlık Hakkına Ulaşımda Kamusal Sorumluluk” başlıklı bir sunum yaptı. “Kamusal yapımız afet dönemlerinde bireyin ve toplumun sağlığını koruyabiliyor mu?” sorusuyla konuşmasına başlayan Saip; afetlerin birçok alanı ilgilendirdiğini, dolayısıyla afet yönetiminin çok yönlü ele alınması gerektiğini hatırlattı. Bu bağlamda emek-meslek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine ve sivil topluma alan açılması gerekirken, 1999’dan 2023’e gelinen süreçte var olan alanın da kapatılmaya çalışıldığına dikkat çeken Saip; benzer bir merkezileşmenin planlamalara da yansıdığını, niteliğe değil niceliğe odaklanıldığını, afet bölgesinde görevlendirilecek sağlık emekçilerinin hangi koşullar altında neler yapabileceği gibi konu başlıklarının göz ardı edildiğini, haliyle bu planlamaların pratikte uygulanabilir olmadığını söyledi. TTB’nin yürüttüğü çalışmalardan ve hazırladığı deprem raporlarından da söz eden Saip, afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde yaşanan sağlık sorunlarına dikkat çekti. Saip, sunumunu “Bilgiye dayalı, risk azaltmayı merkezine alan, güçlü bir kamu sağlık sistemi, güvenli kamu yapıları, güvenceli sağlık emeği, güçlü birinci basamak, eşit ve güvenli kentler, demokratik ve katılımcı bir afet yönetimi ile hesap verebilir bir kamusal sorumluluk olması gerek. Biz bunu sağlamak için elimizden geleni yapacağız” sözleriyle tamamladı.

Sempozyumun ikinci oturumunda Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Marmara Depremi’nin olası tehlike ve kayıplarının değerlendirilmesi üzerine söz alırken; Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Burak Çatlıoğlu ise afetlerin risk azaltma çalışmaları üzerine çözüm önerilerini paylaştı.

Üçüncü oturumda TMMOB Denetleme Kurulu üyesi Evren Korkmazer, deprem güvenliğini kamusal sorumluluk bağlamında ele alan bir konuşma yaparken; Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu üyesi Haldun Ömer Seçilmiş ise 17 Ağustos 1999 depreminin dününü ve bugününü masaya yatırdı.

TTB Afetlerde Sağlık Hizmetleri Yönetimi Akademisi Eşgüdüm Kurulu üyesi Dr. Mehmet Zencir, “Marmara ve 6 Şubat Depremlerinden Dersler: Sağlık” başlıklı sunumunda ilk olarak kamu otoritesinin yaptıkları ile yapmadıklarını ele aldı. Sağlık hizmeti sunan yapıların yıkılmasından sağlık emekçilerinin planlı ve koordineli biçimde görevlendirilememesine, enkazlar ile sağlık kuruluşları arasındaki hat boyunca yaşanan sorunlardan sağlık politikalarının yoksunluğuna geniş ölçekli bir aktarım yapan Zencir, “Enkaz altında kalan bir sağlık sisteminden bahsediyoruz. Oysaki sağlık kurumları sıradan kamu binaları değildir, afet anında ayakta kalması gereken kritik yapılardır. Benzer şekilde sağlık emekçisini görünmez kılan hiçbir afet planı toplum sağlığını koruyamaz. O nedenle hazırlıklı olmak, afet olduktan sonra müdahale etmek değil; afeti halk sağlığı krizine dönüştüren koşulları önceden değiştirmektir” diye ekledi. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ve iktidar politikalarının yarattığı yapısal sorunlardan da söz eden Zencir, “Afetlere hazırlıklı mıyız?” sorusunu artan otoriterlik, toplumsal muhalefet ve sağlık örgütleri, fırsatlar bağlamında irdeledi. Zencir, sunumunu “Sağlıkta Dönüşüm Programı ve bu sağlık politikaları ile afete karşı direnç sağlanma olanağı yoktur. Afeti, konut ve müdahale meselesi olarak ele almamamız; toplumun sağlıklı, güvenli, eşit bir yaşam hakkı ile demokratik bir sağlık yönetimini zorlamamız gerek” diyerek noktaladı.

Sempozyum, forum oturumunda yürütülen tartışmalar eşliğinde son buldu.

Loading

Paylaş