Türk Tabipleri Birliği (TTB) Barış, Demokrasi ve Sağlık Çalışma Grubu’nun düzenlediği “Sağlığın Belirleyici Olarak Barış” başlıklı çevrimiçi panel 2 Eylül 2026 günü yapıldı. Panel, TTB’nin sosyal medya kanallarından canlı yayımlandı.
Panelin kolaylaştırıcılığını üstlenen TTB Barış, Demokrasi ve Sağlık Çalışma Grubu’ndan Dr. Zeki Gül, kısa bir açış konuşması yaparken “Barış, hekimlik için bir temenni değildir, tanımın kendisidir. O yüzden barışı yalnızca siyasal bir talep olarak değil, mesleğimizin etik hükmü olarak yeniden düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Gazeteci-yazar Gaye Boralıoğlu; barışın iki temel unsuru olarak, haysiyet ve cesaret kavramları üzerine odaklandı. Bugün hak mücadelesi veren onurlu insanların hem mevcut durumuna hem de yeni bir yol açma çabası içinde sarılması gereken kavramlara ilişkin konuşan Boralıoğlu, tartışmalarını edebiyattan örnekler ile süsledi. İnsanlığın çok cepheli bir savaş içinde varoluş mücadelesi verdiğini, umudu bir yük gibi sırtında taşımaya zorlandığını dile getiren Boralıoğlu, “İşte tam bu noktada umuttan ziyade inada, ısrara, cesarete ihtiyacımız var” vurgusu yaptı.
Anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı Dr. Ercan Türeci, “Dünya Hal(ler)i Tanıklıkları ve Kadınlar ve Çocuklar” başlıklı bir sunum yaptı. Savaş ve çatışma bölgelerindeki tanıklıklarda verilerden ziyade fotoğraf ve videoların çarpıcı etkiler doğurduğunu söyleyen Türeci, yirmi yıldan uzun süre görev yaptığı çatışma bölgelerinden aktarımlar yaptı. Tanıklıkların hekimlerde ciddi etkiler yarattığının da altını çizen Türeci, “Artık o fotoğrafları çekmiyorum, bu hikâyeleri yazmıyorum. Daha sempatik şeyleri yazıyorum. Çünkü yazanı da, okuyanı da yoruyor. Öznesi olan insanlar zaten yorgunlar, yıpranmışlar, vurulmuşlar, ölmüşler. Umarım savaşsız, sömürüsüz bir dünya olur bir gün” diye konuştu.
Halk sağlığı uzmanı Dr. Feride Aksu Tanık, “Savaş ve Halk Sağlığı” başlıklı sunumuna kavramsal bir set sunarak başladı. Afrika örneği üzerinden doğal kaynaklar, silahlı çatışmalar, anne ve bebek ölümleri, bulaşıcı hastalıklar, demokrasi indeksi haritalarının birbirlerini bütünler nitelikte olduğuna dikkat çeken Aksu Tanık; sunumunun devamında on yıllardır saldırı altındaki Filistin’de ve ambargo ile kuşatılan Küba’daki halk sağlığı sorunlarını sağlığın toplumsal belirleyenleri bağlamında, somut olaylar ve veriler eşliğinde anlattı. Sunumunun son bölümünde “nekropolitika” kavramına atıf yapna Aksu Tanık, “Antikapitalist ve antiemperyalist bir dünyada, servetin eşitlikçi paylaşıldığı, ayrımcılığın olmadığı, yönetimlerin katılımcı, kamusal hizmetlerin güçlü olduğu, çevrenin korunduğu, gıda güvenliğinin sağlandığı, adil, insana yakışır, onurlu bir iş ortamının kurulduğu, demokratik bir düzende ancak barıştan söz edebiliriz” dedi.
İç hastalıkları uzmanı Dr. Osman Yüksekyayla ise sunumunda Türkiye’deki bölgesel eşitsizlikleri ele aldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin maruz kaldığı eşitsizliği gerek kalkınmışlık, gelişmişlik, gayrisafi yurtiçi hasıla verileri ile gerekse de hekim, hastane, yatak sayıları ve bebek ölüm hızı gibi sağlık istatistikleri eşliğinde paylaşan Yüksekyayla; daha sonra ise faili meçhullerden, kayyumlardan, bölgedeki politik öznelere yönelik baskılardan ve yasaklardan söz etti. Anadilinde sağlık hakkının önemine özel bir parantez açan Yüksekyayla, “Hekimlik aynı zamanda toplumsal ve politik olduğu için; iyi hekimliği savunmaya, dayanışmaya, eşit, parasız, erişilebilir, anadilinde sağlık hakkı mücadelesine devam etmeliyiz. Barış ve demokrasi, sağlıklı bir toplum için temel ihtiyaçtır” diyerek konuşmasını noktaladı.
![]()

