Çocuk Hakları Savunucuları TBMM Önünden Seslendi: Çözüm, Çocuklara Yönelik Cezaların Ağırlaştırılması Değil; Hak Temelli, Onarıcı, Dönüştürücü ve Koruyucu Bir Çocuk Adalet Sistemidir!

Çocukların yetişkinler gibi yargılanıp ağır cezalar ile karşı karşıya kalmasını ve özgürlüklerinden alıkonulmasını öngören Çocukları Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Adalet Komisyonu görüşmeleri 16 Temmuz 2026 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) başladı.

Çocuk ve kadın hakları örgütlerinden, emek-meslek örgütlerinden, demokratik kitle örgütlerinden ve siyasi partilerden oluşan 160 kurumun imzacısı olduğu Çocuk Hakları Savunucuları, “Bu bir çocuk koruma değil, çocuklardan vazgeçme yasasıdır” diyerek TBMM Dikmen Kapısı önünde bir basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ayşe Gültekingil ve Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç da katıldı.

Çocuk Hakları Savunucuları adına ortak açıklamayı Büşra Çelik okudu. Bilimsel verileri, uluslararası standartları ve sahadaki gerçekleri gerek TBMM çatısı altında gerekse de kamuoyu önünde birçok kez anlattıklarını, çocukları korumanın yolunun cezaları artırmaktan değil, sosyal destek ve önleme mekanizmalarından geçtiğini defalarca vurguladıklarını söyleyen Çelik, uyarı ve önerilerinin dikkate alınmamasına tepki gösterdi.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin Türkiye’ye ceza sorumluluğu yaşının en az 14’e yükseltilmesi tavsiyesinde bulunduğunu fakat halen 12 yaşındaki çocukların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderildiğini hatırlatan Çelik, “12 yaşındaki bir çocuk hâlâ zorunlu eğitim çağındadır. Devlet bir yandan çocukların okulda kalmasını zorunlu tutarken, diğer yandan onları okuldan alıp kapalı kurumlara göndermeyi çözüm olarak sunuyor. Çocukların yetişkinler gibi yargılanmasını öngören bu yasa teklifi, çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir çizgiye sürüklerken, çocukluk kavramını da tartışmaya açıyor. Bu bir çocuk koruma politikası değildir, bu çocuklardan vazgeçme politikasıdır” dedi.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun Tekirdağ Karatepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Ziyaret Raporu’na göre 288 kapasiteli kurumda 432 çocuk mahpus bulunduğuna dikkat çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuk hapishaneleri daha yasa çıkmadan dolup taşıyor. Soruyoruz: Eğer daha fazla çocuğu hapsetmek çözümse, neden çocuk hapishaneleri dolup taşıyor? Eğer daha ağır cezalar işe yarıyorsa, neden suça sürüklenen çocuk sayısı azalmıyor? Eğer bu bir koruma politikasıysa, çocuklar neden hâlâ korunamıyor? Çünkü sorun çocuklar değil!”

Yoksulluk, eğitimden kopuş, sosyal hizmetlerin yetersizliği, ihmal, istismar ve şiddet gibi unsurların çocukları adli sisteme soktuğunu kaydeden Çelik, açıklamasını şöyle noktaladı:

“Çocukları bu yapısal sorunların faili gibi göstermek ve çözümü kapatılmalarında aramak, devletin çocukları koruma yükümlülüğünden vazgeçmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım kamusal sorumluluğu görünmez kılarken, bedelini çocuklara ödetmek demektir. Biz çocukların cezaevi koğuşlarında değil, okul sıralarında olmasını; cezalandırılmasını değil, desteklenmesini; özgürlüğünden yoksun bırakılmasını değil, haklarının güvence altına alınmasını savunuyoruz. Biz çocuk adalet sisteminin; hak temelli, onarıcı, dönüştürücü ve koruyucu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasını savunuyoruz.”

Loading

Paylaş