Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve 10 Ekim Barış Derneği (10 Ekim-Der); 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne yönelik bombalı saldırının 11’inci yıldönümü anma programını 7 Ekim 2026 günü Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlediği basın toplantısı ile duyurdu.
Basın toplantısına DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, TMMOB Genel Sekreter Vekili Sezgin Çalışkan, TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç ve 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık katıldı.
Basın toplantısında ortak açıklamayı Ayfer Koçak okudu.
Açıklamanın ardından İshak Kocabıyık söz aldı. “10 Ekim’in 11’inci yılına katliamın hâlâ devam ettiği duygusuyla giriyoruz” cümlesiyle söze başlayan Kocabıyık, hem yargılama sürecindeki adaletsizliklere hem de iktidarın otoriterleşmesi ve antidemokratik uygulamalarına dikkat çekti. 10 Ekim Katliamı’nın süregiden bir barış sürecinde masanın devrilmesinin ardından yaşandığını hatırlatan Kocabıyık, “Bugün yeniden bir barış süreci yürüyor. Barışa ihtiyacımız varsa, ki var, bu masa 10 yıl önce neden devrildi? Kaybedilen 10 yılın, katledilen 104 arkadaşımızın hesabını kim verecek?” diye sordu. Devletin raporlarında ve mahkeme kayıtlarında dahi yer almasına karşın 10 Ekim Katliamı’nın siyasi uzantılarının açığa çıkarılmadığını, yargılama süreci boyunca asli sorumluların üzerinin örtüldüğünü vurgulayan Kocabıyık, “İşte bu nedenle 10 Ekim Mitingi’nin teması olan emek, barış ve demokrasi talebine adaleti de ekledik. Gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar vazgeçmeyeceğiz. Bu mücadele, 10 Ekim Katliamı’nda yitirdiğimiz arkadaşlarımızdan bir borç olarak üstümüzdedir” dedi.
Ortak basın açıklaması şöyle:
10 Ekim Katliamı’nı Unutmayacağız, Unutturmayacağız!
Adalet, Emek, Demokrasi ve Barış Mücadelemizden Vazgeçmiyoruz!
10 Ekim Gar Katliamının üzerinden 11 yıl geçti.
Kaybettiğimiz 103 arkadaşımızın yüzleri, sesleri, düşleri hâlâ bizimle. Ve hepsinden önemlisi, onların barış ve demokrasi talebi bugün hâlâ bu ülkenin en yakıcı ihtiyacı olmaya devam ediyor.
Bugün başta okullarımız olmak üzere ülkede yaşanan şiddet ikliminin elbette çok köklü ve boyutlu nedenleri var. Genel geçer tespitlerle izah edilemeyecek kadar sosyal, ekonomik ve siyasal arka planları olan bu şiddet ortamında bazı olaylar mihenk taşı ve dönüm noktasıdır. Bunların başında da 10 Ekim Ankara Gar katliamı gelmektedir.
DİSK-KESK-TMMOB-TTB olarak barış talebinin bastırılması girişimlerine ve şiddet ortamında her türlü kirli işlerden kazanç sağlayan kesimlere karşı emeğin sesini yükseltmek, savaşa karşı barışı savunmak, eşit ve özgür bir ülkede birlikte yaşam iradesini büyütmek için gerçekleştirdiğimiz miting belli ki aynı kesimlerin çıkarına çomak sokmuştu. Ve yine belli ki, bu katliam üzerinden siyasal ikballerini garantiye almak, korku ikliminden beslenmeye devam etmek istiyorlardı. Kararlarını vermişlerdi ve geriye sadece maşa bulmak kalmıştı. O maşayı bulmakta da zorluk çekmediler.
Biliyoruz ki 10 Ekim yalnızca bombaları patlatan iki IŞİD mensubundan ibaret bir dosya değildir. Aradan 11 yıl geçmesine rağmen katliamın nasıl hazırlandığı, faillerin Ankara’nın ortasına kadar nasıl gelebildiği, haklarında istihbarat bulunan kişilerin neden durdurulmadığı ve bütün bunlara rağmen kamu görevlilerinin sorumluluklarının neden etkin biçimde soruşturulmadığı soruları hala yanıt bekliyor.
Hakikat ancak bütün sorumluluk zinciri ortaya çıkarıldığında tamamlanacaktır.
Ne yazık ki geçen 11 yıl, yalnızca adalet arayışımızın değil, aynı zamanda cezasızlıkla mücadelemizin de tarihi oldu.
Dava süreci acılı ailelerimizin, avukatlarımızın ısrarlı çabaları ile tüm dünya kamuoyunun gündemine girdi.
Ancak katliamda sorumluluğu bulunan siyasal iktidar o karanlık sayfa hiç aydınlatılmasın diye elinden geleni yaptı. Yapmaya devam ediyor.
Aslında 2025 yılının sonunda Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, dönemin Gaziantep Emniyet Müdürlüğündeki bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülmesinin önünü açan önemli bir karar verdi. On bir yıldır ısrarla dile getirdiğimiz kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılması talebi açısından bu karar önemli bir eşikti.
Ancak bu kez karşımıza zamanaşımı çıkarıldı.
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Haziran 2026 tarihinde söz konusu kamu görevlileri hakkında zamanaşımı gerekçesiyle “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi.
Oysa uluslararası mevzuat ve hukuk normlarına göre de toplumun belirli kesimlerini hedef alan böylesi bir katliamın insanlığa karşı suç niteliğinin araştırılması gerekir; insanlığa karşı suçlarda ise zamanaşımından söz edilemez.
2026 yılında Anayasa Mahkemesi 239 kişinin başvurusunu kabul edilemez buldu ve devletin yaşam hakkı kapsamındaki yükümlülüklerinin ihlal edilmediğine hükmetti. Bu kararın da ülkede hukukun askıya alınması ortamından bağımsız olmadığını düşünüyoruz. Avukatlarımız bu karara karşı hukuki mücadeleyi sürdürme ve dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdılar.
Ancak olması gereken uzatmaksızın ve tartışmasız katliamın insanlık suçu olarak iç hukukta tanımlanması ve adaletin yerini bulması için hakikati ortaya çıkaracak bir yargı sürecinin işletilmesidir.
Öte yandan yıllardır firari sanıklar yönünden sürdürülen dosyada da yeni gelişmeler yaşandı. Firari sanıklardan Ömer Deniz Dündar, Suriye’den Türkiye’ye getirildikten sonra bu yıl ilk kez hâkim karşısına çıktı. Bir diğer firari sanık Savaş Yıldız’ın Türkiye’ye getirildiğine ilişkin bilgiler kamuoyuna yansıdı. 25 Eylül’de görülen son duruşmada mahkeme, Savaş Yıldız’ın durumunun MİT ve Emniyet’e sorulmasına karar verdi.
Ve 11 yılın sonunda hâlâ aynı temel soruyu soruyoruz: 10 Ekim’in bütün sorumluları ne zaman yargılanacak?
Bizler en başından beri katliamın arka planın aydınlatılmasını, katliamın gerçek sorumluların yargılanmasını istiyoruz.
Dosyanın yalnızca birkaç IŞİD mensubunun cezalandırılmasıyla kapatılmasını kabul etmedik, etmeyeceğiz. Katliamın örgütlenmesinde rol alanlardan ihmali, kusuru ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine kadar bütün hakikat ortaya çıkarılmadan; bütün sorumlular bağımsız ve etkin bir yargılama önüne çıkarılmadan 10 Ekim dosyası kapanmış olmayacaktır.
Adalet, “Bu katliam neden önlenmedi?” sorusunun cevap bulmak ve gerçek sorumluları yargı önüne çıkarmaktan geçiyor.
Adalet; katliamın yaşandığı alana ambulansların girmesini geciktirip, alana önce TOMA’ları sürenlerin, yaralılara gaz sıkma emri verenlerin hesap vermesinden geçiyor.
Adalet; IŞİD’e “öfkeli gençler” diyerek, “kokteyl örgüt” diyerek davayı sulandırmaya çalışanların, katliamın delilerini saklayanların ve onları terfi ettirenlerin en az bombayı patlatanlar kadar sorumlu görülmesinden geçiyor.
Katliamın üzerinden 11 yıl geçmiş olabilir. Ancak ne kaybettiğimiz arkadaşlarımızı unuttuk ne de onlara verdiğimiz sözü.
10 Ekim’in bütün sorumluları hesap verene, hakikat bütün açıklığıyla ortaya çıkana ve gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bu kararlılıkla, 10 Ekim Ankara Gar Katliamının 11. yılında kaybettiğimiz 103 canımızı anmak, adalet talebimizi bir kez daha haykırmak ve onların yarım bıraktığı barış düşünü büyütmek için Ankara’da gerçekleştireceğimiz anma programını sizlerle paylaşmak üzere bugün bir aradayız.
Buna göre:
10 Ekim Cumartesi günü saat 09.00’da Ulus Metro önünde toplanacağız ve saat 09.30’dan itibaren sessiz bir yürüyüşle Ankara Gar Meydanında toplanacağız.
Anma etkinliğimizin 10 Ekim günü 10.04’te saygı duruşuyla başlayıp ardından kurumlarımızın ortak açıklamasıyla sona erecektir.
10 ve 11 Ekim 2026 tarihlerinde yaşamını yitirenlerin mezarlarının bulunduğu tüm illerde mezar ziyaretleri o illerin özgün planlamaları çerçevesinde gerçekleştirilecektir.
Ankara’da ise ziyaret için 11 Ekim 2026 Pazar günü, saat 10.30’da, Kurtuluş Parkı’nda bulunan Vedat Dalokay Nikah Salonu önünde toplanılacak ve buradan Karşıyaka Mezarlığı’na hareket edilecektir. Karşıyaka Mezarlığı T19 mıntıkasında bulunan mezarlık ziyareti ve anma etkinliği saat 11.30’da yapılacaktır.
Yüreği emek, barış ve demokrasi için atan tüm kesimleri anma etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz.
Bu vesileyle Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimizi saygı ve özlemle anarken sözümüzü bir kez daha yineliyoruz.
Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkarıp barış ve demokrasiyle taçlandırarak yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, armağan edeceğiz.
Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak!
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)
10 Ekim Barış Derneği (10 Ekim-Der)
![]()

