Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından Haziran ayının son günlerinde ve 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe konulan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) paketinin bütünü incelendiğinde, kamusal bir sağlık programı yerine, maliyet odaklı sağlık politikalarının yükünün bir kez daha yurttaşlarımızın ve hastalarımızın sırtına yüklendiği açıkça görülmektedir. Yürürlüğe giren yeni SUT düzenlemesi, anayasal bir hak olan sağlığa erişim hakkının fahiş katılım payı artışları, cezalar, ilaç kısıtlamaları ve kamu kaynaklarının özel sağlık işletmelerinin kâr beklentilerine göre yeniden düzenlenmesiyle nefessiz bırakıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Muayene Katılım Paylarında %284’e Varan Fahiş Artışlar ve 6 Katına Çıkan “Cezalandırma”
Yeni SUT düzenlemesiyle, halkın kamusal sağlık hizmeti alırken ödemek zorunda olduğu ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payları fahiş oranlarda artırılmıştır:
Eğitim ve Araştırma ile Üniversite Hastaneleri: Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet üniversitesi tıp/diş hekimliği fakültelerinde muayene katılım payı 26 TL’den 90 TL’ye (%246 artış) çıkarılmıştır.
Vakıf Üniversitesi Hastaneleri: Vakıf üniversitelerindeki katılım payları 26 TL’den 100 TL’ye (%284 artış) yükseltilmiştir.
İkinci Basamak Resmi Hastaneler: Devlet hastanelerinde muayene katılım payı 26 TL’den 50 TL’ye yükseltilmiştir.
10 Günlük Ceza Tam 6 Katına Çıktı: Mevcut randevu krizleri ve 5 dakikalık muayene dayatması nedeniyle derdine çare bulamayıp 10 gün içerisinde aynı uzmanlık dalında farklı bir sağlık kuruluşuna başvurmak zorunda kalan hastalar için uygulanan ilave ceza tutarı 5 TL’den 30 TL’ye fırlatılmıştır. Bu fahiş ceza tutarı, emeklilerimizin kuşa dönmüş aylıklarından doğrudan kesilecektir.
Kamu Kaynakları Özel Sağlık Sermayesinin Kâr Beklentilerine Göre Düzenlenemez
SUT paketi, yalnızca hastalardan alınan katılım paylarını ilgilendirmemekte. Hizmet başı işlem ve tanıya dayalı işlem puanlarındaki değişikliklerle özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitesi hastanelerinin SGK’dan aldığı ödeme tutarlarını da büyütmekte. Bu yönüyle, özel sağlık sermayesinin uzun süredir dile getirdiği SUT fiyatlarının artırılması talebiyle uyumlu bir nitelik taşımakta. Kamu kaynaklarının özel sağlık işletmelerinin kâr beklentilerine göre şekillendirilmesi kabul edilemez.
Güçlü Birinci Basamak Olmadan Sevk Zinciri Bir Mali Baskılama Aracına Dönüşür
Birinci basamakta katılım payının sıfırlanması ve aile hekiminden sevkli başvurularda katılım payında indirim yapılması, kamuoyuna birinci basamağı güçlendiren bir adım gibi yansıtılmaktadır. Etkili bir sevk zinciri ancak güçlü bir birinci basamak, yeterli aile hekimi sayısı, hastaya ayrılan yeterli muayene süresi, laboratuvar ve görüntüleme olanakları ile kurulabilir. Altyapısı oluşturulmadan uygulanan sevk mekanizması, koruyucu sağlık hizmetini güçlendiren bir reform değil, sağlık hizmetine erişimi mali araçlarla sınırlandıran bir uygulamaya dönüşmektedir.
SMA’lı Çocuklar, Kanser Hastaları ve Nadir Hastalıklarla Yaşayanlar Geri Ödeme Kısıtlamalarıyla Karşı Karşıya!
SUT değişiklikleri, kamu maliyesi odaklı tasarruf anlayışının bedelini en kırılgan hasta gruplarına yüklemektedir.
SMA Hastası Çocuklara Büyük Mağduriyet: Gen replasman tedavisi (Zolgensma) alan SMA hastası çocukların, bu tedavi sonrasında hayati önem taşıyan ve ihtiyaç duyabildikleri Nusinersen (Spinraza) veya Risdiplam (Evrysdi) etkin maddeli ardıl ilaçlarının bedellerinin artık SGK tarafından karşılanmayacağı hükme bağlanmıştır. Çocuklarımızın hayata tutunma hakkı bürokratik bütçe hesaplarına feda edilemez!
Kanser ve Nadir Hastalıklarda Engelleyicilik: Prostat kanseri (adenokarsinom) tedavilerinde Aktinyum-225 PSMA bileşiklerinin kullanımı ile nadir hastalıklarda kullanılan Ravulizumab (Ultomiris) etkin maddeli ilaçların geri ödemesine katı kriterler getirilmiş, hastanın ilaca erişimi zorlaştırılmıştır. Febuksostat gibi ilaçların geri ödemeye dâhil edilmesinde bile getirilen 3 aylık katı uzman raporu şartı, randevu bulamayan hastaları poliklinik önlerinde bürokratik bir angaryaya ve ilaçsız kalma riskine mahkûm etmektedir.
Hekimlik Pratiği ve Klinik Kararlar SUT Kodlarıyla Sınırlandırılamaz!
Yeni SUT paketiyle bazı cerrahi ve tıbbi işlemlere yönelik getirilen yeni SGK geri ödeme kodları ve kriterleri, hekimlik uygulamalarının üzerindeki puan, performans ve faturalandırma baskısını daha da derinleştirmektedir. Klinik kararların ve tedavi yöntemlerinin bilimsel kılavuzlar yerine SUT’un mali sınırlarına ve performans baskısına göre şekillenmesi riskini kesinlikle reddediyoruz. Hekimlik iradesi, maliyet hesaplarına ipotek edilemez.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak hükümeti ve SGK yetkililerini derhal uyarıyoruz:
Yayınlanan SUT paketinde halkın sağlığa erişimini zorlaştıran ve sağlık hizmetine başvuruyu fiilen cezalandıran düzenlemeler derhal geri çekilmelidir.
Gen tedavisi almış SMA’lı çocukların ardıl ilaçları başta olmak üzere, hastaların hayati tedavilere ve yenilikçi ilaçlara erişimini engelleyen tüm kısıtlamalar kaldırılmalıdır.
Sağlık hizmetlerinde ve ilaçta her ne ad altında olursa olsun “cepten ödemeler” kaldırılmalı; kamu kaynakları özel sağlık işletmelerinin gelir beklentilerine göre şekillendirilmemeli, genel bütçeden finanse edilen, eşit, parasız, nitelikli, anadilinde ve kamusal bir sağlık sistemi inşa edilmelidir.
Sağlık hizmetlerine erişim, Anayasa’nın güvence altına aldığı temel bir insan hakkıdır. Sağlık hakkı; piyasa koşullarına, maliyet hesaplarına ve bütçe tercihlerine göre sınırlandırılamaz. Sağlık politikalarının temel ölçütü maliyet değil, toplumun sağlık gereksinimleri, bilimsel tıbbın gerekleri ve kamu yararı olmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen; eşit, parasız, erişilebilir, nitelikli, anadilinde ve kamusal bir sağlık sistemi toplum sağlığının vazgeçilmez güvencesidir.
Sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların çözümü; hastaların cepten yaptığı ödemeleri artırmakta ya da geri ödeme kapsamını daraltmakta değil, sağlık hizmetlerinin yeterli kamu kaynaklarıyla finanse edildiği, koruyucu sağlık hizmetlerini esas alan kamusal bir sağlık sistemini güçlendirilmesindedir.
Sağlık ticari bir meta değildir; hasta müşteri, hekim ise maliyet hesabı yapan bir uygulayıcı değildir. Hekimlik; bilimsel bilgiye, mesleki bağımsızlığa ve etik ilkelere dayanan bir kamu hizmetidir. TTB Merkez Konseyi olarak; halkın sağlık hakkını, hekimlik mesleğinin bağımsızlığını ve kamusal sağlık hizmetlerini savunmayı sürdüreceğiz. Sağlık hizmetini piyasanın değil toplumun gereksinimlerine göre örgütleyen politikaların yaşama geçirilmesi için mücadelemize kararlılıkla devam edecek, tüm halkımızı anayasal sağlık hakkına ve kamusal sağlık sistemine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
![]()

