Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK); Muğla’da görev yapan Dr. Deniz Nalbantoğlu’nun geçirdiği trafik kazası sonrası tedavi sürecinin 180 günü aşması gerekçe gösterilerek hukuksuz bir biçimde sözleşmesinin feshedilmesi üzerine, 4 Eylül 2026 günü çevrimiçi bir basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip, Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı, Dr. Mehmet Şerif Demir, Dr. Naki Bulut; TTB AHEK Başkanı Dr. Sibel Uyan, AHEK Sekreteri Dr. Kemal Yüksekkaya, AHEK Yürütme Kurulu üyesi Dr. Emrah Kırımlı; TTB Afetlerde Sağlık Hizmetleri Yönetimi Akademisi Eşgüdüm Kurulu üyesi Dr. Mehmet Zencir ve sözleşmesi feshedilen Dr. Deniz Nalbantoğlu katıldı.
Basın toplantısında ilk sözü alan Dr. Pınar Saip, “Deniz hocamız sadece TTB’ye değil iyi hekimlik değerleri ile hastalarına da büyük emekler vermiştir. Bu nedenle de hastaları, haksız ve hukuksuz bir biçimde görevinden uzaklaştırılan hekimlerini geri istemektedir” dedi. Saip, birinci basamakta görevli hekimlerin ve sağlık emekçilerinin kamu güvencesi altında çalışması ve desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamanın okunmasının ardından Dr. Deniz Nalbantoğlu söz aldı. Yaklaşık sekiz ay süren uzun bir tedavi süreci sonunda göreve döndükten üç hafta sonra sarı bir zarf ile sözleşmesinin feshedildiğinin kendisine bildirildiğini aktaran Nalbantoğlu, fesih ile ilgili yazışmalar kendisi işe döndükten sonra yapılmasına karşın tarihlerin geriye dönük işlendiğine dikkat çekti. Fesih işleminin hukuksuz ve usulsüz olduğunu vurgulayan Nalbantoğlu, “Biliyorum ki benim gibi sözleşmeleri feshedilen, mağduriyet yaşayan başkaları da var. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının da tarafı olduğu; hukuki altyapının kurulduğu, maddelerinin yoruma açık bırakılmadığı; hekimlerin, sağlık emekçilerinin ve hastaların mağdur edilmediği bir sözleşme gerekli” dedi.
Dr. Ali Kanatlı; Nalbantoğlu’nun kaza haberini aldıkları, hayati riskinin bulunduğu, tedavi gördüğü ve iyileştiği süreci kısaca özetledikten sonra “Deniz arkadaşımızın görevine dönmesinin mutluluğunu yaşarken karşımızda Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı gördük” ifadelerini kullandı. Kanatlı, “TTB olarak eşit, ücretsiz, erişilebilir, nitelikli sağlık hizmeti, güvenceli çalışma koşulları ve emekliliğe yansıyan tek kalem ücret için mücadelemizi sürdüreceğiz” diye ekledi.
Dr. Naki Bulut da “Deniz arkadaşımıza tedavi süreci boyunca hiçbir destek sunmayan yöneticilerin, adeta gün sayarak sözleşme feshi için fırsat kollamaları kabul edilebilir değildir. Hekimler sayılardan ve sürelerden ibaret değildir. Hekimlerin varlığını, kişiliğini, emeğini, sağlığını görmezden gelmek, onu sadece hizmet üreten bir unsur olarak değerlendirmek, insanı ve hekimliği yok saymaktır” diye konuştu.
Dr. Sibel Uyan tarafından okunan açıklamanın tamamı şöyle:
Sözleşmeli Değil, Güvenceli Çalışma Haktır!
Rapor Sınırı Dayatması Son Bulmalıdır!
Muğla’nın Bodrum ilçesindeki 10 No’lu Mumcular Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak görev yapan Dr. Deniz Nalbantoğlu, her zaman olduğu gibi aracıyla işine giderken talihsiz bir trafik kazası geçirmiştir. Ağır yaralanan Nalbantoğlu, aylar süren tedavi sürecinde çok sayıda operasyon geçirmiş ve nihayetinde sağlığına yeniden kavuşmuştur.
Nalbantoğlu yıllardır hastalarına sağlık hizmeti sunduğu ASM’ye, hastalarına ve çalışma arkadaşlarına yeniden kavuşmanın sevincini yaşarken; sağlık müdürlüğü tarafından, iradesi dışında geçirdiği trafik kazası sonrasındaki tedavi sürecinin 180 günü aştığı gerekçesiyle sözleşmesi sona erdirilmiştir.
Sözleşme feshinin hukuka aykırılığı bir yana; geriye dönük tebligatlar, ücret ödenmeksizin çalıştırma, “Aile hekimliği yapamaz” denilerek daha sonra aile hekimliği birimlerinde görevlendirme gibi çok sayıda hukuksuz ve usulsüz uygulama da hayata geçirilmiştir.
Dr. Deniz Nalbantoğlu ve ağır hastalık süreçleri yaşayan çok sayıda aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı, haksız ve hukuksuz bir mevzuat gerekçe gösterilerek işinden edilmektedir. Bunun sonucunda yalnızca sağlık çalışanları değil, yıllardır sağlık hizmeti sundukları hastalar da mağdur edilmektedir.
Hastalık, Sözleşme Feshi Gerekçesi Olamaz!
Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin 8/1-d maddesinde, “Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının sağlık sebebiyle 180 günü aşan süreyle görevlerini ifa edememeleri halinde sözleşmelerinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ereceği” düzenlenmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 21 Haziran 2022 tarihli 2022/43 sayılı esas ve 2022/81 sayılı kararıyla 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8’inci maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan ve yürütmeye “sözleşmenin feshini gerektiren nedenleri” belirleme olanağı veren ibare iptal edilmiştir. Karar ile sözleşmenin feshi veya sona ermesi sonucunu doğuran nedenlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği hususu açık hale gelmiştir.
Bunun yanında, sağlık mazereti nedeniyle görev yapılamaması bir disiplin suçu ya da kusurlu devamsızlık niteliğinde değildir. 180 günlük kesin sınırın çalışma hakkı ve ölçülülük ilkeleri bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 105’inci maddesinde, kadrolu kamu görevlileri için hastalığın niteliğine göre 12 ila 18 aya kadar, belirli koşullarda ise daha uzun süreli hastalık izni öngörülmektedir. Buna karşın aile hekimliği sözleşmesinde 180 günlük sürenin aşılması doğrudan sözleşmenin sona ermesine bağlanmaktadır.
Özellikle asli kadrosu bulunan kamu görevlileri açısından bu durum önemli bir statü ve hak kaybı sorununa yol açmaktadır.
Sağlık çalışanlarının tedavi hakkını ve çalışma hakkını hiçe sayarak, hastalık ve kaza gibi kişinin iradesi dışında gelişen durumları işten çıkarma gerekçesine dönüştüren bu düzenleme; insani çalışma haklarına, ölçülülük ilkesine ve hakkaniyete aykırıdır. Kabul edilemez nitelikteki bu düzenlemenin yasal dayanağı da tartışmalıdır.
Sağlığımızı Koruyan Aile Hekimimiz Olmadığında Ne Yapacağız?
Dr. Deniz Nalbantoğlu’nun hastaları yaklaşık bir aydır bu sorunun yanıtını aramaktadır. Hekimleri için imza kampanyaları düzenlemekte, ulaşabildikleri her kuruma “Bu işin sorumlusu kim? Bizi aile hekimimizden ayıran kim ve bunu neden yapıyor?” diye sormaktadır.
Aldıkları yanıtları ise anlamakta zorlanmaktadır.
Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın, yıllardır hastalarına sağlık hizmeti sunan bir hekimi hastalandığı ve tedavi gördüğü için, üstelik işe giderken geçirdiği bir trafik kazası nedeniyle işinden edebilmesi akıl ve vicdan ile açıklanamamaktadır.
Çünkü yapılan işlemlerde hukuka ve usule aykırılıklar bulunmaktadır.
Çünkü bir günde çözülebilecek bir sorun aylardır büyütülmekte, yeni mağduriyetler yaratılmaktadır.
Güvenceli Çalışma, Nitelikli Sağlık Hizmetidir!
Bizler; sağlık çalışanlarının temel haklarının korunduğu, güvenceli, performansa dayalı olmayan ve emeğin karşılığının tam olarak verildiği bir sağlık yönetimi talebimizi yineliyoruz.
Bu talep yalnızca sağlık çalışanlarının özlük hakları için değildir. Güvenceli çalışma, aynı zamanda nitelikli ve sürekliliği olan sağlık hizmetinin temel koşullarından biridir.
Sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasının yarattığı sonuçları, yoğun bakım ünitelerinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan skandallar açık biçimde göstermiştir. Halkın sağlık hakkını korumak için; sağlığın piyasalaştırılmasına, paralı hale getirilmesine ve bir kâr alanına dönüştürülmesine karşı mücadeleye devam edeceğiz.
Yönetmelik Meşruluğunu Yitirmiştir!
Hastalık nedeniyle sözleşmesi feshedilen tüm aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları görevlerine iade edilmelidir.
Hastalık nedeniyle sözleşmenin 180 gün sonunda sona erdirilmesine ilişkin düzenleme ivedilikle kaldırılmalıdır. Yerine, geçici olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 105’inci maddesinde yer alan hükümler esas alınmalıdır. Uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklarda 18 aya, bunların dışındaki hastalıklarda ise 12 aya kadar hastalık izni verilmesini öngören mevzuat uygulanmalıdır.
İller arası yer değiştirme yoluyla aile hekimliği yapan hekimlerin sözleşmelerinin hastalık nedeniyle sona erdirilmesi halinde, memuriyet kadrolarının bulunduğu ile dönmek zorunda bırakılmalarının da önüne geçilmelidir. Kadro yeri ile fiilen görev yapılan ilin farklı olması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyet giderilmelidir.
Baştan sona hukuksuz ve usulsüz olan bu sözleşme feshi karşısında meslektaşımız, üyemiz Dr. Deniz Nalbantoğu’nun ve onunla birlikte mağdur edilen tüm sağlık çalışanları ile hastaların yanındayız.
Haksız ve hukuksuz politikalara, düzenlemelere ve uygulamalara karşı fiili ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.
Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu
![]()

