TTB, Bireysel Hedef Katsayısının İptali İstemiyle Dava Açtı: Kamu Sağlığını Tehdit Etmekte, Hekimlik Meslek Onuru ile Bağdaşmamaktadır

Türk Tabipleri Birliği (TTB); parametreler, işlem sayıları, oranlar ve listeler eşliğinde hekimlerin mesai içi hizmet puanını ve teşvik ek ödemelerini etkileyen, bu yolla hem performans sistemini yeni bir aşamaya taşıyan hem de sağlık hizmeti sunumunda rekabeti tırmandıran “bireysel hedef katsayısı” uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanlığı kararlarının iptali istemiyle Danıştay’da dava açtı.

Dava dilekçesinde ilk olarak TTB’nin dava konusu düzenlemeye dava açma menfaatine vurgu yapıldı. Mali hakkın esaslı unsurlarının bakanlık kararı ve sonradan belirlenen parametrelerle düzenlenmesinin hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilen dilekçede; göreli Z skoru sistemi ile branş bazlı kategorileştirmenin ise eşitlik, öngörülebilirlik ve emeğin karşılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi. Muafiyet ve katsayı tamamlama yetkilerinin başhekim takdirine bırakılmasının nesnel ve denetlenebilir bir güvence sağlamadığı kaydedilen dilekçede, branşlara özgü puanlama kurallarının ise tıbbi kararı niceliksel hedeflere bağladığı ve böylece sağlık hizmetinin niteliğini zedelediği vurgulandı.

Bireysel Hedef Katsayısının Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar’ın maddelerine iptal gerekçelerinin maddeler halinde sıralandığı dilekçenin sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı:

“Sonuç olarak dava konusu düzenleme, hekimlik mesleğini nitelikli sağlık hizmeti sunumundan kopararak hekimleri salt niceliksel puan üretimine, göreli bir rekabet düzenine ve performansa mecbur bırakan güvencesiz bir işletmecilik mantığına dayandırmaktadır. Hekimleri geçim kaygısıyla dakikalarla sınırlı poliklinik muayenelerine, aşırı iş yüküne ve hedef kotalarını tutturma baskısına mahkum eden bu sistem; hastaya ayrılması gereken asgari tanı, tedavi, bilgilendirme ve aydınlatılmış onam süreçlerini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Hastaya yeterli süre ayrılamamasına sebebiyet veren düzenleme, hekim ile hastayı doğrudan karşı karşıya getirmekte, sağlık kuruluşlarındaki gerilimi tırmandırarak sağlıkta şiddet iklimini körükleyecektir. Bununla birlikte, zamansızlık ve yoğun puan baskısı altında çalışan, mesleki özerkliği ile klinik bağımsızlığı zedelenen tükenmiş hekimlerin tıbbi müdahalelerinde kaçınılmaz olarak tanı ve tedavi gecikmeleri ile malpraktis riskleri katlanarak artmaktadır. Kamu sağlığını tehdit eden, hekimi hasta güvenliğinden ziyade istatistiksel puan barajlarına endeksleyen ve hekimlik meslek onurunu aşındıran bu düzenlemenin, Anayasa’nın 56’ncı maddesinde teminat altına alınan sağlık hakkı ve nitelikli kamusal sağlık hizmeti gerekleriyle bağdaşmadığı açıktır.”

Loading

Paylaş